Felsefe Felsefesi
2002’de İstiklâl Caddesindeki ‘Kaçak Çay’da yazıldıktan sonra kaybedilip 2004’te tekrar yazıldı
İçimden elimdeki kitaba tepki vermekteydim. Herşeyin bir felsefesi yok muydu? Sanat felsefesi, bilim felsefesi, müzik felsefesi... Ya felsefenin felsefesi ne olacaktı? Kim yapacaktı bunu? Bu düşüncemi not almak üzere hareketlendiğimde kaldırım kahvesi de hareketleniverdi.
Seyyar tartıcı çocuk söylenerek çay içenlerin yanından geçiyordu. Vakko mağazasıyla Enrico Macias sevenler cemiyetinin fahri merkezi olan Karakedi Plakevi'nin arasında görürdüm hep onu. Aslında büyüktü yaşı. Bırakın çocukluğu, yakında gençlikten de çıkabilirdi. Ufak tefek ve topluydu. Yoldan akın akın geçenleri kendine müşteri yapabilmek için hep “Aaabileeeer. Aablalaaaar. Bedavaaaa!” diye bağırdığını duyardım.
Şimdi birileri her ne yapmışlarsa onu kızdırmışlardı. Koltuğunun altında terazisiyle söylenerek aramıza daldı. Bize de hizmetini sunacaktı ama durumu biraz karıştırdığının da pek farkında değildi. O bu durumdayken müşterisi olmak cesaret işiydi. Ama ben de kendi derdimi unutacaktım ya, değerdi.
“Gel tart” dedim. Söylenmeyi kesip yüzüme baktı. Derdini unutmuş gibi tartıyı yere koydu. Çıktım mekanik teraziye. Eğildi baktı ve deminki yüksek sesiyle kilomu herkesin ortasında ilân ediverdi! Birileri bizi izliyordu. Durumu tam bir orta oyununa çevirmek için: “Napıyosun oolum? Alçak söyle ki duymasınlar” dedim. Suratı allak bullak oldu. Deminki siniri aklıma geliverdi ve biraz şakayla karışık üzerine gitmeye karar verdim:
“Kaça tartıyosun?”
“Beş yüz bin”
“Hani bedava tartıyodun sen?”
Suratı yine karıştı. “...” Dudaklarının arasından garip sesler çıkıyordu. Şimdi herkes gazetesini, kitabını bırakmış bizi izliyor; ben terazinin üstünde tartılmaya devam ediyordum.
“Hani ‘Aablalaaaar, Aaabileeeer, Bedava!’ diyordun. Ne oldu?”
“Haaa, o mu? Yanlış tartarsa bedava aaabi!”
Haydaaa! Ne biliyor yanlış tarttığını? Ben kilomu biliyorum. Baktım yanlış tartmış. Ama ispatı yok! Vatandaşı daha fazla yormadan çıkardım verdim parayı. Maksadım eğlenmek.
Oturdum masama, soğuk çayımdan bir yudum aldım ve şunları yazdım:
“Bir terazinin doğru tartıp tartmadığını bilmek ya da bunu tartışabilmek için yanına bir terazi daha gerek”